Yunus Nadi ve Cumhuriyet Gazetesi
Yunus Nadi'nin Cumhuriyet Gazetesi sadece Hitler ve Nazilere övgüler dizmez. Musolini de Yunus Nadi'nin hayran olduğu önemli faşistlerden biridir
12 Temmuz 1951 günkü Cumhuriyet Gazetesi, Nazım Hikmet'in fotoğrafının altına 'Resmi teksir edip dağıt ki, millet doya doya yüzüne tükürsün' denilen bir haberle Nazım Hikmet'e saldırır
11 Nisan 1923'te Mardin mebusu Necip Bey, Hiyanet-i Vataniye Kanunu'nun 1. maddesinin değiştirilmesi için önerge verdiğinde, Meclis'teki halkın çıkarını ve burjuva demokrasisini savunan 2. Grup'un büyük tepkisini alır. Çünkü bu öneri tüm hak ve özgürlükleri yok etmekte, muhalifleri vatan haini konumuna düşürmektedir. 2. Grup bu öneriyle değiştirilen yasanın faşist bir düzene çanak tutacağını iddia eder. Meclis'te farklı düşünen kesimlerinin varlığına bir türlü tahammül edemeyen Kemalistlerin her türlü aykırı sesi yok etmek kararlılığına karşın, 2. Grup üyelerinden İzmit mebusu Sırrı Bey, Meclis kürsüsüne çıkarak tepkisini dile getirmekten çekinmez. '...mesela faşistler hürriyetin aleyhindedirler. Diyorlar ki: Hürriyet eski zamanda olduğu gibi uğrunda binlerce adamın fedayı can edeceği bir gelin değildir. Beşeriyet hürriyetten bıkmıştır. Eğer biz de faşist olacaksak, teşkilatını memlekette tesis edeceksek, bu pek doğrudur. Yoksa aleyhimizde netice verecektir.' (1)
Eski Bolşevik Yunus Nadi!
Sırrı Bey'in önerilen yasa değişikliğinin faşizmi getireceği uyarısına karşın, Meclis'te tepki Cumhuriyet Gazetesi'nin sahibi ve günümüzde Kemalistlerin demokrat diye nitelendirip adına ödül verilen Yunus Nadi'den gelir. 'Ne yani Bolşevik mi olalım?'
Oysa Yunus Nadi eski bir 'Bolşevik'tir. Türkiye Komünist Partisi'nin eski üyelerindendir. Yunus Nadi'nin geçmişine bakarak dönek mi diye sorulabilir. Hayır! Yunus Nadi, her ne kadar Mustafa Kemal'in o günlerde Kürtleri bir takım vaatlerle susturduğu gibi, Sovyetler'den mali destek alabilmek, içteki komünistlerin bağımsız hareket etme alanlarını daraltmak amacıyla kurduğu sahte TKP'nin içinde yer almışsa da, bu solcu görüşlere sahip oluşundan değil, sadece o günlerde yükselen sosyalizm mücadelesini denetim altına alıp Mustafa Kemal'in peşine takmakla yükümlü bir partinin üyesi olmakla sınırlıydı. Hiçbir zaman içinde yer aldığı TKP'nin inançlı bir savunucusu olmamıştı. Meclis'te özgürlükçü demokrasiyi savunanları her seferinde Bolşeviklikle suçlamayı alışkanlık haline getiren Yunus Nadi, bu özelliğini sahibi olduğu Cumhuriyet Gazetesi'nde gazeteci olarak ölene kadar sürdürmüştü. Özellikle Naziler Almanya'da iktidara geldiğinde Yunus Nadi'nin ideolojik zihniyeti yazılarında çok belirgin bir şekilde görülür olmuştu.
Hitler hayranı Yunus Nadi
Alman Propaganda Bakanı Dr. Goebbels, Nürnberg'de yapılan bir Nazi kongresinde, 'Nazi ilkeleri Polonya'da, Avusturya'da, Bulgaristan'da, Sırbistan'da ve Türkiye'de başarıyla gelişmektedir' (2) dediğinde kıyamet kopar. Sabiha Sertel Tan Gazetesi'nde 'Herr Goebbels Doğru Söylüyor' başlıklı bir yazıyla 'Faşizm cereyanının bu saydığı memleketlerde yürüdüğünü biliyoruz. Fakat Türkiye'de faşizm davasının yürüdüğünü Herr Goebbels ne ile hükmediyor? Bunu toptan inkar edersek hata ederiz' diye yanıt verir. Sabiha Sertel, Türkiye'deki yönetimi sorgulamadan, niteliğini irdelemeden, ağır baskı koşullarını göz ardı ederek şöyle devam eder: 'Bugün Türkiye'nin tek sorununun ulusal bağımsızlık ve demokrasi olduğundan kuşku yok. Faşizm akımı ne hükümet çevrelerinde, ne de halk arasında sevilmiş ve benimsenmiştir. Fakat Tanıtma Bakanı'na bu sözleri söylemek yürekliliğini veren nedenlerde yok değildir.'
Sertellere yanıt devlet yöneticilerinden değil, kendini her seferinde yönetimin borazanı olarak gören Yunus Nadi'den gelir. Üstelik Hitler'in Kemalizmden esinlendiğini gizleme gereğini duymadan. 'Hitler Alman halkını komünizm tehlikesinden kurtarmak için kurmak istediği rejimin esaslarını tasarladığı sırada Kemalizmi uzun uzun incelediğini söylemiştir. Bunu başta Goebbels olmak üzere bütün Almanlar bilir.' (3)
'Faşizmin Tükiye'deki borazanı'
Bunun üzerine ertesi gün Tan Gazetesi'nin başyazarı Ahmet Emin Yalman, Yunus Nadi'nin adını gizleyerek (XX) imzasıyla yazı yazmasını şiddetle eleştirir. 'Bugünkü Cumhuriyet Gazetesi'nde 'Bir Konuşma Üzerine Koparılan Gürültü' başlıklı bir yazı var. Yazıyı adını açıklamaktan çekinen biri yazmış olmalı ki (XX) diye imza atıyor. Yazı da birçok üstü örtülü cümlelere rastlanıyor. Buna rağmen, asıl amaç çok saydam bir biçimde ortada duruyor. Bu amaç, Alman Propaganda Bakanı'nın avukatlığını üstlenmektir.'
Tan Gazetesi ile Cumhuriyet Gazetesi'ndeki tartışmalar gittikçe düzeysizleşir. Yazarlar terbiye sınırını aşarak birbirlerine hakaret eder durumuna gelirler. Bunun üzerine Mustafa Kemal bu tartışmanın gittikçe rejimi de kapsamasından çekinerek Falih Rıfkı Atay'a bazı notlar yazdırarak tartışmanın bitirilmesini ister. Falih Rıfkı Atay'ın yazısından sonra bu konu üzerine yorum yapılmasını da yasaklar.
Cumhuriyet Gazetesi'nin her fırsatta faşist devlet yapılanmasını savunması Sovyetler Birliği'ndeki yayın organlarının da bu gazeteyi 'faşizmin Tükiye'deki borazanı' olarak nitelendirmesine neden olur. 'Faşizmin Türkiye'de girdiği kanallarından biri basındır. Alman faşizmi bu alanda da ajanlar elde etmeye başladı. Örneğin Cumhuriyet Gazetesi ve yazı kurulu Alman faşizminin etkisi altındadır. Orada çalışanların birçoğu Alman faşizmi tarafından satın alınmıştır. Faşizmin bu ajanları Hitler'in havasından çalıyorlar ve onun saldırı planlarını göklere çıkarıyorlar.' (4)
Sovyet yayın organları Cumhuriyet Gazetesi'ni faşizmin borazanı olmakla suçlamalarında haksız değiller. Çünkü bu gazete her seferinde Mustafa Kemal ile Hitler arasında paralellikler kurarak faşizme övgüler dizmekte bir sakınca görmez. 'Alman Başvekili Türk milletinin menakıpla dolu olan kurtuluş mücadelesini senelerden beri takip etmektedir. Müsarüniley (adı geçen) Gazi Mustafa Kemal Hazretleri'nin deha ve azminin nasyonal sosyalist fırkası muhalefet mevkiinde bulunduğu sıradaki mesai ve harekatına rehberlik ettiğini söylemişlerdir.' (5)
Yunus Nadi'den Musolini'ye övgüler
Yunus Nadi'nin Cumhuriyet Gazetesi, sadece Hitler ve Nazilere övgüler dizmez. Musolini de Yunus Nadi'nin hayran olduğu önemli faşistlerden biridir. Eski komünist Musolini ile sahte TKP kurucusu Yunus Nadi arasındaki benzerlik düşünce yapılarını da tamamlar. 'M. Musolini Türk dostluğunda bir daha çok açık ve çok samimi olmuştur. Biz de aynı vuzuh ve samimiyetle tekrar ediyoruz ki, Türk milleti dahi, M. Musolini'nin münevver ve azimler idaresindeki şerefli İtalya'nın açık, vefakar dostudur.' (6)
'Başlıbaşına Bir Tarih' başlıklı yazısında ise Yunus Nadi daha da ileri giderek İtalya'daki faşizmin Türkiye'ye yönelik iltifatlarından güç bulduğunu yazar. 'Kemalist Türkiye'den Faşist İtalya'ya selam: (...) Türkiye'de biz umumi harp neticesinde tasfiye olunan Osmanlı İmparatorluğu'nun enkazından yepyeni ve tamamen asri, inkılapçı ve milliyetçi bir Türk milleti çıkarırken, İtalya'da İtalyan milletini asrın en mütekamil bir cemiyeti haline yükselten faşizmin gittikçe artan takdirlerine ve muhabetlerine mazhar olmaktan kuvvet buluyorduk' (7)
Yunus Nadi, Musolini'ye hayranlığını gizlemeye gerek duymaz. Ama nedense Yunus Nadi hayranları bunun sözünü bile etmezler. Aksine demokrat ve ilerici nitelendirmelerde bulunurlar. Oysa Yunus Nadi faşizmin kurucusu Duçe'ye olan hayranlığını şöyle yazar: 'Yeni İtalya'nın, faşist İtalya'nın ne olduğunu anlamak içinse onu yapmakla beraber bugün bütün bir salahiyetle kendi sahasında hulasa etmekte bulunan M. Musolini'yi görmek kafidir. Duçe, İtalyan milletinin aynı zamanda ileriye atılmış yüksek bir fikri de tecelli ettiren bir ifadesidir. Faşizm M. Musolini'nin şahsında tıpkı ok gibi fırlayan bir fikrin bükülmez bir kol ile tatbikat sahasına geçirilmiş şeklidir. Bundan yepyeni bir cemiyet doğmakta bulunuyor. Hatta biz tahakkuk etmiş neticelere bakarak bu cemiyete şimdiden doğmuş nazarı ile bakmakta hata yoktur bile diyebiliriz.' (8)
Yunus Nadi'nin faşist kişiliği daha Cumhuriyet kurulmadan önce fikri yapısı şekillenmişti. Cumhuriyet Gazetesi'nden önce yine sahibi olduğu Yeni Gün Gazetesi'nde, 22 Nisan 1923 tarihli sayısında Feridun Fikri imzasıyla da faşizme övgüler dizmişti. '...Bütün Avrupa faşizmin cihana getirdiği emniyet ve neşe ile ona doğru atılırken, faşizmin bu suretle, sanki pek tehlikeli bir şeymiş gibi görülmesi beni derin derin düşüncelere sevk etti. Faşizm korkulacak bir şey addolunmaz. Bilakis bizim gibi inkılap yapmış ve onu yaşatmaya azmetmiş milletler için faşizmden çıkartılacak düstürlar vardır.' (9)
Faşizmin korkulacak bir şey olmadığını söyleyen Yunus Nadi, daha sonra dünyayı yıkıma sürükleyen, on milyonlarca masum insanın ölmesine neden olan insanlık düşmanı bu ideolojinin sonuçlarına bakıp günah çıkarttı mı bilinmez. Ama şunu not etmekte yarar var: Faşizme övgüler dizen Yunus Nadi'nin sahibi olduğu Yeni Gün Gazetesi aynı zamanda Mustafa Kemal'in kurduğu sahte komünist partisinin yayın organı olarak da komünizme övgüler dizmişti.
2. Dünya Savaşı'nda faşist devletlere destek
Yunus Nadi'nin misyonu sadece basın organlarında faşizmi övmek, ya da anti-faşist yazarlara yönelik eleştirilerle sınırlı değil. Türkiye 2. Dünya Savaşı'nda faşist devletlerle birlikte her ne kadar kendi iç sorunlarından dolayı savaşa katılmadıysa da, faşist devletlere yardım etmekten çekinmemişti. Bu yardımlarda Yunus Nadi'nin katkıları az değildi. Örneğin, faşist Franko'nun İspanya'da antifaşistlerin karşısında zor duruma düşmesini önlemek için, Türk hükümeti adına bir Amerikan uçak firmasından 50 bombardıman uçağı siparişi verilir. Bu sipariş kimsenin ruhu duymadan yerine getirilip uçaklar Cadiz'e gönderilir. Ancak son parti doğrudan doğruya İstanbul'a gönderilince olay ortaya çıkar. Olay duyulunca Cumhuriyet gazetesi hemen Nazileri ve Franko'yu himayesine alıp savunmaya geçmişti. İşin içinde Savunma Bakanlığı, Dışişleri, Milli İstihbarat, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve Cumhuriyet gazetesi sahibi Yunus Nadi ile birçok milletvekili vardı. Olay 'yolsuzluk' olarak nitelendirilip göstermelik bir soruşturmayla sekiz ay sürüncemede bırakılmıştı.
Tarihe not düşen Orhan Pamuk
Faşist Franko'nun iç savaşta binlerce yurtsever cumhuriyetçiyi yok etmesinde Türkiye tarafından gizlice gönderilen savaş uçaklarının katkısı olmuştu.
Türkiye halklarının onur duyduğu Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk, 9 Şubat 2005 günü Das Magazin adlı İsviçre Dergisi'ne verdiği röportajında 'Bu topraklarda 1 milyon Ermeni ve 30 bin Kürt öldürüldü' diyerek resmi tarihin inkar ettiği bir gerçeği dile getirmişti. Bunun üzerine Pamuk hakkında dava açıldı. Pamuk'un Türkiye'nin kirli tarihiyle yüzleşmesi gerektiğini söylemesi bir dizi tartışmayı da beraberinde getirmişti. Aslında tartışma demek doğru değil; resmi ideolojinin güdümündeki basının yalan ve iftira kampanyası demek daha doğru olacak. Birçok gazete ve köşe yazarı Pamuk hakkında linç kampanyası yürütüp Türkiye kamuoyunda küçük düşürmeye çalıştı.
Linç kampanyası ve Cumhuriyet Gazetesi
Sistemli linç kampanyasının gerisinde devletin üstünü gizlemeye çalıştığı vahşet olayların tartışılmasının engellenmesinin yattığı açıktı. Yıllardan beri uygulanan yasaklamaların nedeni kirli geçmişin fazla tartışılmasını engellemekti. Ermeni ve Kürt konusundaki resmi yalanların birçoğu açığa çıkartılmasına rağmen basın organları nedense yalanda ısrar etmekte bir sakınca görmezler. Ancak bu linç kampanyasında bir gazetenin tavrı özellikle dikkate değer. Kamuoyunda ilerici ve demokrat olarak bilinen Cumhuriyet Gazetesi'nin sürdürülen linç kampanyasında yer alması bu gazetenin geçmiş yıllardaki ideolojik çizgisini bilenleri şaşırtmamıştı. Cumhuriyet Gazetesi'nin ilk çıktığından beri tarihi gerçeklerle yüzleşmekten kaçınan, devletin yalanlarını yayınlayarak halkı zehirlemeye devam ettiği ve faşist/Nazist propagandası yaptığı biliniyor.
Radikal Gazetesi bir dizi aydın ve sanatçıya ilk sayfalarını yaptırırken 7 Ocak 2007 günkü gazetesinin ilk sayfasının düzenlenmesini Orhan Pamuk'a vermişti. Orhan Pamuk, Radikal Gazetesi'nin ilk sayfasına 12 Temmuz 1951 günkü Cumhuriyet Gazetesi'nde Nazım Hikmet'in fotoğrafının altına 'Resmi teksir edip dağıt ki, millet doya doya yüzüne tükürsün' diyen haberi koyar. O yıllarda Nazım Hikmet aleyhinde nefret tertipleri ve yalan kampanyalar hep Cumhuriyet Gazetesi eliyle yapılmıştı.
Değişmeyen Cumhuriyet Gazetesi
Cumhuriyet Gazetesi, Tek Parti diktatörlüğünde nasıl faşizme, Nazizme övgüler diziyorduysa, 1950 yıllarında da Soğuk Savaş döneminde komünizme ve komünistlere iftira kampanyalarının başını çekiyordu. Bugün de aynı gazete faşist 12 Eylül Anayasası'na sahip çıkmakta, darbe çığırtkanlığı yapmakta, Kürt halkının insani ve demokrasi taleplerini bölücülükle suçlamakta, sahte bir şeriat tehlikesini öne çıkartarak militarist güçlerin safında yer almaktadır. Türkiye'nin laik olduğunu iddia ederek dinciliğin yaygınlaşmasında önemli rol oynayan 12 Eylül'ün faşist generallerini aklamaya çalışmakta, Ergenekon çetesinin eli kanlı faşist elemanlarına sahip çıkmakta ve en önemlisi Genel Kurmayın yarı resmi yayın organı olarak halkı manipüle etmekte bir sakınca görmemektedir. Diğer taraftan ırkçı ve faşist zihniyeti ile sol çevrede çok iyi tanınan, Türk Metal Sendikası'nın 33 yıldan beri değişmeyen başkanı Mustafa Özbek'in Cumhuriyet Gazetesi'nin yüzde 40'lık hissesine sahip olduğunu da belirtmek gerek.
Türkiye'nin geleceğini karartmaya kararlı bürokratik/militarist kesimlerin devamında yarar gördükleri despotik/üniter düzenin yerine insan haklarına dayalı, Kürtlerin kendi ulusal kimliklerini özgürce kullanabilecekleri demokratik cumhuriyetin gerçekleşmesi için yakın geçmişi kirleten tarihi gerçeklerle yüzleşmenin sağlanması yaşamsal önem taşımaktadır. Bu nedenle tarihin küflü sayfalarında unutulmaya yüz tutan bazı tarihi gerçeklerin ortaya çıkartılması Türkiye'nin demokratikleşme çabalarına önemli katkılar sunacaktır. Dünün Cumhuriyet Gazetesi'nin ve yazarlarının zihniyetini farklı argümanlarla günümüze taşıyan günümüz yazarları arasında pek bir farklılık olmadığı hiç şaşırtıcı gelmiyor artık.
Dipnotlar: 1- TBMM zabıtları, cilt 29, s. 188 2- Yakın Tarihimiz, s. 131, Milliyet gazetesinin Tarih ve Kültür Eki 3- Bir Konuşma Üzerine Kopartlan Gürültü, Cumhuriyet Gazetesi, 18 Ekim1937 4- Aktaran: Komüntern Belgelerinde Türkiye, c. 2, Kemalist Cumhuriyet, s. 70-73, Kaynak Yayınları, 1994 5- Cumhuriyet Gazetesi, 2 Kanunuevvel 1930 6- Yunus Nadi, Cumhuriyet Gazetesi, 3 Kanunuevvel 1930 7- Yunus Nadi, Cumhuriyet Gazetesi, 22 Mayıs 1932 8- Yunus Nadi, İsmet Paşa ve Musolini, Cumhuriyet Gazetesi, 3 Haziran 1932 9- Aktaran: Ahmet Demirel, 1. Meclis'te Muhalefet, s. 530, İletişim Yayınları
Mustafa Yelkenli*
*Barış ve Demokrasi Partisi Ankara İl Başkanı myelkenli@hotmail.com
|