Günlük Gazetesi
Günlük Ragıp Zarakolu
3.4.2009

Obama'ya mektup meselesi


Anadolu Ajansının haberine göre TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, ABD Başkanı Barack Obama'ya bir mektup yollayarak, Amerikan Temsilciler Meclisi'nde sunulan Ermeni tasarısı gibi girişimlerin Türkiye ile ABD arasındaki ikili ilişkiler ve ötesindeki 'olumsuz' sonuçlara yol açacağını belirtti.

Başkan Obama'nın Türkiye'ye yapacağı ziyarete kısa bir süre kala kaleme alınan mektup, Başkan Yardımcısı Joseph Biden ile Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Savunma Bakanı Robert Gates ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jim Jones'a da yollandı.

TÜSİAD, en azından 90'lı yıllardan sonra Türkiye'nin demokratikleşmesi doğrultusunda açıklamaları ile bilinen ağırlıkla büyük sermaye temsilcilerini bağrında toparlayan bir NGO, yani, hükümet dışı bir sivil toplum örgütü... TÜSİAD bu özelliğini bir yana koyup, resmi inkarcı görüşün pazarlamacılığına soyunuyor.

TÜSİAD, Türkiye'nin demokratikleşmesinden yana. Yani siyasal liberalizmi savunur görünüyor. Ama iş Ermeni soykırımı olgusuna gelince, Türkiye'deki baskıcı ve tasfiyeci devlet geleneğinin oluşumunda temeli inkar ediliyor. Bunda elbette sermayenin el değiştirmesinde 1915'in bir kilometre taşı olmasının de etkisi var. Has'lar Adana'da kendilerine fabrika bağışlayan devlete teşekkür etmemiş miydi? Tabii bu asli konu gündeme gelince, soykırım vb. 'teferruat' oluyor.

AA, Arzuhan Doğan Yalçındağ, ABD Temsilciler Meclisi'ne 17 Mart 2009 tarihinde, ABD Başkanı'nın 1. Dünya Savaşı'nda meydana gelen trajik olayları soykırım olarak tanıması için çağrıda bulunan 252 sayılı karar tasarısını 'talihsizlik' olarak tanımladığı mektubunda, şöyle dedi: 'Ortadoğu ve Kafkaslar gibi dünyanın en sorunlu bölgelerindeki zorlukları aşma konusunda güçlü bir ABD-Türkiye ittifakına her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu bir dönemde, ikili ilişkilere bu tarz girişimlerle zarar vermenin Türkiye-ABD ilişkilerinin ötesinde olumsuz etkileri olacaktır.'

Darbeci ve maceracı. Alman emperyalizmi işbirlikçisi İttihat Terakki hükümetinin İnsanlığa karşı işlediği suçların inkarı için, uluslararası ilişkilerin bir pazarlık hatta şantaj konusu yapılabilmesi acı.

Obama, seçim öncesi Ermeni kökenli yurttaşlara soykırımı tanıma sözü verdi. Bakalım 'dürüstlük' sınavından nasıl geçecek? Amerikan Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi gibi o da vaadlerini rafa mı kaldıracak? Reel politik, yine etiği alt mı edecek?

1980 öncesi darbe ortamını hazırlayan kuruluşlar arasında TÜSİAD da vardı. Ermeni soykırımı ile ilgili TÜSİAD'ın yolladığı mektup, yüzündeki 'liberal' makyajın aktığını gösteriyor.

Acaba bu mektubu da, Ermeni Soykırımı İddiaları ile Mücadele Komisyonu mu sipariş etti? Mektuba, ısmarlama bir inkarcı raporu da ekledi. Amerikalı hukukçu David Saltzman tarafından kaleme alınan ve TÜSİAD tarafından Mayıs 2008'de kamuoyuna sunulan 'U.S. H. Res. 106: Factual and Legal Deficiencies' (U.S. H. Res. 106: Yasal ve Olgusal Eksiklikler) başlıklı rapor, siyasi çıkarlarla hareket edilerek tarihin göz ardı edildiği, dünya kamuoyunun tek yanlı argümanla biçimlendirildiği ve parlamentolarca Türk halkının suçlandığı iddia ediliyor. (Suçlanan Türk halkı mı, yoksa o dönemin darbeci maceracıları mı?) Farklı düşünenlere 'inkarcı' denildiğini savunan raporda (insanlığa karşı işlenen suçları savunmak ya da mazur göstermeye çalışmak ne zamandan beri düşünce özgürlüğü alanına girdi?), 1915'in 'soykırım' olduğu yolunda tek bir hukuki görüş olmadığı (TARC'a sunulan ICTJ Raporu ne oluyor acaba? ) ve bu iddialarda bulunanların da mahkemeye gitmediği ileri sürülüyor (1948'de imzalanmış bir uluslararası sözleşmeyi geriye doğru işletmek sanki mümkünmüş gibi). Raporda, Türk Hükümeti'nin arşivlerini araştırmacılara açmasına rağmen Ermeni Taşnak Partisi'nin arşivlerine ulaşılamadığı savunuluyor. (Bir devletin arşivleri ile bir örgütün arşivini denk tutmak acayip?)

O kadar kolay mı, bir insanlık suçunun üstünü örtmek? Ermeni devrimcilerine yıkmaya çalışmıştı İttihat Hükümeti bütün olanların sorumluluğunu, daha 1915 yılında yaptıkları ilk resmi açıklamada. Aynı nakaratın devamı. Yalçındağ'ın mektubunda yer alan en tartışılacak noktalardan biri de, Osmanlı ordusunda Ermeni askerlerin var olduğunu belirtip, bunu soykırım olmadığının kanıtı olarak sunulması. Bu Ermeni askerlerin, gerek Allahuekber Dağlarında, gerek Çanakkale'de en ön saflara sürüldüğünü biliyoruz. Enver Paşa' da 'kahramanca öldükleri için' öven bir bildiri yayınlamamış mıydı? Sonra o askerler, Amale Taburlarına aktarılıp, öyle kırımdan geçirilmemiş miydi? Ya yurttaşlık görevini yerine getiren Ermeni askerlerin ailelerinin başına gelenler?

Onlara böyle mi teşekkür edilmeliydi?

Bunu, o sıralarda Selimiye Kışlası'nda askerliğini yapan Ermeni yazarı Hagop Mintzuri, Tarih Vakfı Yayınları'ndan çıkan 'İstanbul Anılar 1897-1940' adlı kitabında yer alan bir paragrafta çok iyi anlatır. Bu tek paragrafta yaşanan trajedinin tüm boyutunu hissedersiniz. 1915 yazında merakla Sivas'taki köyüne telgraf çeken Mintzuri'ye gelen yanıt son derece kısadır: 'Artık onlar burada yaşamıyorlar'. Onlar Mintzuri'nin üç kuşak yakınlarıdır. Annesi, babası, eşi ve çocukları...

Mintzuri yaşamını tek başına tamamlayacaktır. Keşke Ermeni askerlerden hiç bahsetmeseydiniz Arzuhan hanım.


Bookmark and Share

 

   Yazarın Son Yazıları
'Sessiz çığlıkları ancak yürekler duyar'
Yeterince cesaretiniz var mı?
Dostlar bazen bana sorar
Miraç Kandili ölü sezona alınsa...
Janus'un çifte suratı
  En Çok Okunanlar
Kürtlerin gündemi çözüm, Başbakan
Referandumda devrimci tavır
Hopa Kemalpaşa Özerk Bölgesi
Sandıklar temiz gidecek
Türkiye acil adım atsın
Türkali boykota çağırdı
Sol el konçertosu

  Köşe Yazıları
 Kürtlerin gündemi çözüm, Başbakan

Yüksel Genç

 Kayıp şehir

Arif Altan

 Referandumda devrimci tavır

Şaban Iba

 Sol el konçertosu

A.Hicri Izgören

 Hopa Kemalpaşa Özerk Bölgesi

Metin Yegin



© 2009 Günlük Gazetesi