Günlük Gazetesi
Günlük A.Hicri Izgören
31.10.2009

Barış için sanat, sanat için barış


Türkiye'de barış talebini yaygınlaştırmak, demokratik hakların şartsız uygulanmasını savunmak ve başta Kürt sorunu olmak üzere ülkedeki bütün meselelere barışçı bir yaklaşımla getirilecek çözüm önerilerine katkı sağlamak amacıyla sanatçılar bir araya gelip; 'tarihin emri, sanatın kavliyle barışı üstümüze vazife bildik' diyerek bir girişim başlattı... Gerek kullanılan argümanlar, gerek katılım olarak böyle kapsamlı bir oluşum sanatçıya yakışanı göstermesi bakımından son derece anlamlı ve sevindirici.

Çünkü belirtildiği gibi gerçekten de barış sadece siyasete bırakılmayacak kadar değerli bir olgu.

Girişimi başlatan sanatçılar ne yapmak istediklerini şu sözlerle dile getiriyorlar; 'Biz, sanatı yaşamının parçası yapanlar, tarihin emri, sanatın kavliyle barışı 'üstümüze vazife' bildik. Sokakta, evlerde, konserde, sergide, tiyatroda, sinemada, dokunduğumuz, selam verdiğimiz, oyun oynayıp, şarkı söylediğimiz herkese barış'tan bahsedeceğiz... Barış bu coğrafyada daha çok yer kaplasın diye, sanatın diliyle ve araçlarıyla yapacağız bunu...

Barış İçin Sanat Girişimi olarak kardeşliği ve barışı inşa etmekte üzerimize görev düştüğüne inanarak, bir ay önce yola çıktık. Bir aydır ne yapmamız gerektiğini konuşuyoruz. Kararlarımızı birlikte alıyor, üzerinde uzlaştığımız konuları önümüze görev olarak koyuyoruz.

Öncelikle ülkenin her yerinde barış talebi olanlarla buluşmak ve seslerine sesimizi katmak istiyoruz... Bu yolculuğun şeklini, biçimini ve sürecini barış çabamıza katılarak elini taşın altına koyan, koyacak olan arkadaşlarımızla belirleyeceğiz.

Bu toplantı aracılığıyla barış isteyen, barışa ihtiyacı olan herkesi bizim yaptığımız gibi harekete geçmeye çağırıyoruz. Barış tertemiz ve yalın bir taleptir. Ortaklaşacağımız yegane temeldir. Kentlerde kasabalarda paralel barış girişimleri öneriyor ve şimdiden selamlıyoruz.'

***

Hayat bir bütündür, sanatçı da yaşadığı toplumsal sürecin bir parçasıdır. Toplumun yaşadığı ekonomik, siyasal ve sosyal gerçekleri bir birey olarak her insan gibi yaşayandır. Yaşanan bu gerçekliği yeniden üreten biri olarak hayatın her alanında, her türlü sömürüye, baskı, zulüm ve adaletsizliğe karşı olmak ve bu anlamda bir duruş sergilemek ve mücadele etmek durumundadır.

Sanatçı, insanlığı umutlarının ve geleceğinin tek gerçek sahibi yapmada üzerine düşeni yerine getirmediğinde taşıdığı 'aydın' kimliği erozyona uğrayacaktır. Kendine bağlı olma bir anlamda güncel olana bağlı olmaktır. Bu durum hem sanatçının birey olarak kendini hayatın içine bırakması, hem de insansallığını duyumsaması ve kavraması anlamına gelir ki bir sanatçı için ertelenemez bir sorumluluğu vurgular.

Sanatsal olan, insanın doğayla, toplumla ve kendisiyle ilişkisinin somut, özel, tikel görünüşlerinin doluluğu içinde, estetiksel olanın zihinsel biçimi olduğuna göre; sanat, kurulu düzenlere yerleşmiş, düşünmeyen ve düşünmemeyi öneren insanların değil, yarını arayan insanların elinde biçimlenecektir.

İnsanın nesnel gerçeklikten, varolan hayattan kopuk duyuş ve düşünüşünün olamayacağı bir gerçektir. Sanat bir anlamda bu gerçeğin dile getirilmiş şeklidir ve hayata geçmeye, varolanı değiştirmeye yönelmiş ortak bir paydadır. Sanatçının sanalsal üretim faliyeti bu paydayı bir yandan üretirken, bir yandan da onu hayata geçirmeye çalışır.

Zaten sanat sözcüğünün temelinde 'yapma', 'yaratma', 'düzenleme', 'kurma' fiilleri yatmaktadır. Sanatçı olan-biteni, olmuş ve olacak olana göre kavramaya çalışır. Bu yaşamda olmanın bilincidir, sanat da bu bilincin en doğru, en içsel biçimde dile geldiği yerdir.

Sanat sadece bilinç düzeyinde değil yaşamak gibi insancıllığımızın içinde bulunduğu yapımızdan gelen her türlü etkileşimin odaklaşabileceği yerde de vardır. Bu etkileşimin odağında kalıpları, paradigmaları parçalama tutkusu, özgür yaşamaya susayış vardır. Bu dünyada insan gibi yaşama ve yaşatma bilinci ve hayal etme yetisi vardır.

Robert Lynd, bu hayal etme yetisini küçümsemeyi; görmek mucizesini reddeden bir amanın durumuna benzetir ve ekler, 'Gözlerimizi açan ve hislerimizi etrafımızdan, gerçek şeylerden haberdar eden hep bu imgelemdir. Onun olmadığı yerde fenalık, bencillik ve ölüm vardır.' Onun eksikliğinden doğabilecek sonuçların en iyi örneğini ulusun ulusa, sınıfın sınıfa yaptığı vahşice muameleler bize gösteriyor.

***

Barış için sanat, sanat için barış diyenler desteklerini partilere, hükümetlere değil sadece barışa sunduklarını belirterek şunu vurguluyorlar; 'Herkesin, onurlu bir barışa ihtiyacı var. Onurlu bir barış için de cevaplara... Sivas'ta öldürülen Metin Altıok'un, 'Cevapsız sorunun/ Boynu büküktür/ Hemen anlar/ Yetim olduğunu' dediği gibi, barış sorusunun ve cevaplarının yetim kalmaması için barış istiyoruz... Barış isteyen herkesin cevabını aradığı sorular şunlar: Silahlar susmadan barış mümkün mü? Elimizi, kolumuzu, dilimizi bağlayan yasalardan kurtulmadan özgürce konuşabilir miyiz?.. Özgürce konuşamazsak barışı bulabilir miyiz? Elini uzatanın elini çevirerek, kapıyı çalana kapını açmadan gelir mi barış?..

'Rojbaş' diyene 'rojbaş', 'parev' diyene 'parev', 'merhaba' diyene 'merhaba' diyebilecek miyiz? Dillerimizi kardeşleştirebilecek miyiz? İşte bu soruları sormak ve cevaplarını aramak için bir araya gelen bizler; bu topraklarda savaşın değil, barışın rüzgarı essin diye, yaşamın yanında saf tutuyoruz.

Değil mi ki barış, savaş ateşinin düştüğü-düşmediği her eve lazım... Yıllardır yaptığımız gibi şimdi de yüreğimizin, vicdanımızın yanındayız. Desteğimizi, partilere, hükümetlere değil; sadece barışa sunuyoruz. Çünkü, barış için gerçek adımların sokakta ve sahnede, kitaplarda ve ekranlarda, otobüslerde ve pazar yerlerinde yani hayatın içinde, artık barışın diliyle konuşursak atılabileceğine inanıyoruz.

Bu çabanın savsaklanmasına, 'ama'larla, 'fakat'larla yavaşlatılmasına, resmi yalanlarla kirletilmesine karşı umudun ve kardeşliğin sesini yükseltmek gerekir diyoruz.'


Bookmark and Share

 

   Yazarın Son Yazıları
Sol el konçertosu
Bir başka kırım: Kültürel soykırım
Bir hasrete yeniden davet
'Can'siperane, asi ve şarabi
Bir fotoğrafın Arabı
  En Çok Okunanlar
Kürtlerin gündemi çözüm, Başbakan
Referandumda devrimci tavır
Hopa Kemalpaşa Özerk Bölgesi
Sandıklar temiz gidecek
Türkiye acil adım atsın
Türkali boykota çağırdı
Sol el konçertosu

  Köşe Yazıları
 Kürtlerin gündemi çözüm, Başbakan

Yüksel Genç

 Kayıp şehir

Arif Altan

 Referandumda devrimci tavır

Şaban Iba

 Sol el konçertosu

A.Hicri Izgören

 Hopa Kemalpaşa Özerk Bölgesi

Metin Yegin



© 2009 Günlük Gazetesi